ALEVİLERİ SUÇLAMAK KOLAY!!

CHP’li Onur Öymen’in faşist zihniyetin sıradanlığını ifşa ettiği Dersim Katliamı’nı öven açıklamasından sonra Aleviler haklı olarak tepki gösterdiler. Alevilerin CHP (ben CHP diyeyim, siz Kemalizm anlayın) ile zımni ittifakını sürdürmelerine şaşıran, karşı çıkan, hatta Alevi CHP’liler için “onursuzdur” diyenler bile oldu. Bu noktada Alevilerin CHP ile olan bağını “karşılıksız aşk” ya da “Stockholm sendromu” olarak adlandırmak bana çok doğru gelmiyor. Sosyal bilimler formasyonunun bana kazandırdığı bir şey varsa o da özcülük karşıtlığıdır. Alevilerin özünde böyle bir “karşılıksız aşk/ sevgi” temayülü olmadığına göre CHP ile ilişkilerinin vahametini teslim ederek bunun nedenleri üzerine düşünmek zorundayız.

Cumhuriyet kurulduğundan beri en çok zulmedilen toplumsal gruplardan birini şüphesiz Aleviler oluşturuyor. O yüzden bu nedenlerin üzerine düşünmek kaçınılmaz olarak Maraş Katliamı’nı, Çorum Katliamı’nı, Sivas Katliamı’nı düşünmeyi de beraberinde getiriyor. Sünni kesimlerde bu katliamların çoğunlukla “halk içi ve halka ait” meseleler olmadığı, derin devletin ve/veya dış güçlerin kışkırtması ile meydana geldikleri zannı hâkim. Bu zannı bir tür wishful thinking, yani olmasını istediğinizin gerçekte olanın yerini aldığı bir düşünme biçimi olarak okumak mümkün. Ancak gerçekte olan bu değil.

Toplumda her daim bir Alevi-Sünni karşıtlığı mevcuttu ve ister dış güçler ister derin devlet yapılanmaları olsun toplumda zaten mevcut olan bu karşıtlık potansiyelinin kendisini ‘gerçekleştirmesini’ sağlamaktan daha fazlasını yapmadılar. Çorum’da ve Maraş’ta birbirini tanıyan insanlar birbirlerini hatta ağzı emzikli bebekleri bile öldürdüler. Bu noktada topu sadece dış güçler-derin devlet ikilisine atıp, “organize işler bunlar” deyip geçmek mümkün mü gerçekten?

Bazıları da bu katliamların yalnızca Alevilerin değil Sünnilerin toplumsal hafızasında da bir yara olarak yerini almış olduğunu söylüyor. Öyleyse neden bu katliamların yıldönümünde sadece Aleviler anmalar düzenliyor? Öyleyse neden hatırı sayılır bir nüfusu Alevi olan Çorum’da geçen yıl Hitit Festivali, Sivas ve Çorum Katliamlarının yıldönümlerine denk gelen tarihlerde yapıldı? Eğer toplumsal hafızalarımızdaki yaralar ortaksa bu tarihlerin Sünniler için de bir şeyler ifade etmesi gerekmez mi?

Bu katliamlar içinde en yakın olanı Sivas olduğu için ona özel bir önem atfetmek gerektiği kanaatindeyim. Sivas’ta yine derin devlet eliyle kışkırtılan olaylarda Madımak ateşe verilmeden ve 35 insanın canına kıyılmadan önce otelin etrafındaki insan sayısı Valilik raporuna göre 15.000 kişiydi. Çığlıklar atan, tekbir getiren, sloganlar atan 15.000 kişi, 35 kişinin öldürülüşüne şahitlik etti. Bu yüzden Sivas Katliamı, Alevilerin toplumsal hafızasında yoğun bir korku ve nefretle beraber anılan bir olaydır.

Korku ve nefret gibi güçlü duygularla anılan Sivas Katliamı’nı, Sünnilerin Başbağlar Katliamı’ndan ayrı kınayamayışı ise, Alevilerin Sünnilere karşı güvensizliğini katmerleştiren nedenlerden birisidir. Sivas Katliamı’ndan üç gün sonra Erzincan Başbağlar’da 33 kişinin, kadın-çocuk demeden PKK tarafından öldürüldüğü bu melun katliam elbette kınanmalıdır. Ancak iddia edildiği üzere PKK’nın misilleme amacıyla yaptığı bu katliamın dinamikleri Sivas Katliamı ile bir tutulabilir mi? PKK’lıların köy basıp katliam yapması, 35 kişinin 15.000 kişinin alkışları arasında öldürülmesi ile aynı kefeye konulabilir mi? Bu tavır –çok vulgarize bir biçimde söylemek gerekirse- Alevilere “sizden 33, bizden 33; idare ediverin” mesajı vermekten öteye geçebilir mi?

Alevilerin “Sivas’ta Yakanlar AKP’yi Kuranlar” sloganını hep çok hakkaniyetsiz bulmuşumdur. Ancak AKP’nin 2 Temmuz 1993’te gerçekleşen Sivas Katliamı’nın yıldönümlerinde sessiz kalması ve bu katliamı ısrarla Başbağlar Katliamı ile beraber ele alması Alevilerin incinmişliğini haklılaştıran noktaların başında geliyor. AKP’yi bu kadar kötücül bir yerden okuyan Aleviler içinse AKP karşıtlığı diğer her şeye üstün geldiğinden bir tarafgirlikten çok korku ve nefretle karışık bir karşı çıkma refleksiyle CHP’ye yöneldiklerini düşünüyorum.

Bu yılki 2 Temmuz’un nasıl da sessiz sedasız geçtiğini ve o sessizliğin altında ezilişimi iyi hatırlıyorum. O yüzden Alevileri suçlamadan önce toplumsal hafızalarının köşe taşlarını oluşturan katliamları hatırlamak ve iyi anlamak gerektiğine inanıyorum.

Not:
Ahmet Kaya öleli dokuz yıl olmuş. Öldüğü gün âdeta etim acımıştı; baktım, o sızı hâlâ orada duruyor. Derdine derman olamadık Ahmet Abi, katline ferman çıkardılar; affet bizleri...

Hilâl Kaplan/taraf

Copyright © 2009 www.ayrimvar.com Yayınlanan içeriklerin sorumluluğu yazarlarına aittir