Hiç 3 yaşındaki kardeşin kurşuna dizildi mi?

1937 ve 1938 yıllarındaki olayların canlı tanığı Alişan Aslan, "Acıyı yaşayan benim, Öymen bilemez. Onun hiç 3 ile 4 yaşındaki kardeşleri kurşuna dizildi mi?" diye soruyor. Aslan, 1912 Altınyüzük doğumlu. O dönemde yaşananları bugün gibi hatırlıyor. Konuyu yeniden gündeme taşıyan Öymen'e çok kızgın: "Başbakan, yapılanların zulüm olduğunu söylüyor. Öymen ise katliamı överken, yıllarca oy verdiğimiz chp milletvekilleri de alkışlıyor. Analarımız, babalarımız, çocuklarımız gitti. Öymen, 'iyi ki olmuş' diyor. Biz askere kurşun sıkmadık, elimize silah almadık."

DEVLET DERSİM'İ SİLDİ SÜPÜRDÜ
Gözleri dolan Aslan, olayları, "Devlet Dersim'i sildi süpürdü, üstünü sıvazladı." diyerek yaşadıklarını tarif ediyor. Çoluk çocuk demeden binlerce insanın diri diri yakıldığını anlatıyor. Askerin girdiği köyden, canlı kimse çıkmadığını kaydediyor. Cenazelerin bile kaldırılmasına müsaade edilmediğini vurgulayan Aslan, ölenlerin çoğunun köpekler ve vahşi hayvanlar tarafından yendiğini savunuyor. "Hozat tarafında insanları okula toplayıp yaktılar. Köylerde insanları ahırlarda yakıyorlardı." diyen Aslan, erkeklerin fesine, kadınların başörtüsüne bile tahammül edilmediğini söylüyor. Seyit Rıza'nın köyü Ağlat'a yıllarca kimsenin sokulmadığını belirten Aslan, "Halvari'de çayın başında uçurum var. İnsanları canlı canlı oradan attılar. Uçaklar, çoluk çocuk var demeden köylere bomba yağdırıyordu." şeklinde yaşananları aktarıyor.

BİZİ BULAMASINLAR DİYE 3 AY DAĞDA GEZDİK
Aslan, olaylardan sonra kendileri dahil birçok kişinin, canını kurtarmak için dağa kaçarak saklandığını belirtiyor. "Bizim aileden 16 kişi ormana kaçtık." diyen Aslan, babası, altı kardeşi ve yakın akrabalarıyla üç ay boyunca dağda saklandıklarını ifade ediyor. Giderken annesi ve iki küçük kardeşini, "Onlara karışmazlar." diyerek köyde bıraktıklarını söyleyen Aslan, "Üç ay boyunca dağlarda, yerimizi bulamasınlar diye oradan oraya gezdik. Ateş bile yakamıyorduk. Olaylar yatıştıktan sonra köye döndüğümüzde, taş üstünde taş görmedik. Cesetler dahil her şeyi ateşe vermişlerdi." diyor.

HER KÖYE İKİ AİLE GÖNDERDİLER
Alişan Aslan, köye geldikten bir süre sonra da sürgüne gönderildiklerini belirtiyor. Trenle üç günlük yolculuktan sonra Ödemiş'in Karaova köyüne yerleştirildiklerini anlatıyor. Aslan'ın verdiği bilgiye göre her köye en fazla iki aile gönderdiler. Başka köylerdeki hemşehrileriyle görüşmeleri yasaklandı. Halk pazarına gitmek için muhtardan izin almaları gerekiyordu. Büyük ağabeyini başka köye gönderdiklerini söyleyen Aslan, "Babamla birlikte altı erkek bir evde yaşıyorduk. Hiç kadın yoktu. Birgi'de bir hemşehrimizin kızı olduğunu öğrendik. İstemeye gitmemize izin vermediler. Biz de gece gizlice gittik, aynı gece isteyip gelini aldık getirdik." diyor. Aslan ailesi, 5 yıl Ödemiş'te kaldıktan sonraizmir'in Kınık ilçesine bağlı Gündarlı köyüne gönderilmiş.

Dönemin Başvekili İnönü, Meclis konuşmasında Dersim'e müdahale için 'İbret olsun' demiş

chpNİN TAVRI GEÇMİŞLE AYNI
chp Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in çıkışıyla gündeme gelen Dersim isyanının bastırılma biçimi tartışmaya yol açtı. Aslında chp'nin tavrı geçmişle bir farklılık arz etmiyor. Dersim isyanı bastırıldığında dönemin Başbakanı İsmet İnönü'ydü. Meclis'teki tutanaklara göre İnönü, harekatın bitiminden 5 gün sonra 18 Eylül 1937'de yaptığı konuşmada, yaşananların, 'diğer vatandaşlara ibret olması temennilerini' iletiyor. İnönü'nün bu konuşması da aynı Öymen'de olduğu gibi chp sıralarından hararetli alkışlar alıyor. Bölge insanını 'Cumhuriyetin imar ve ıslah programına muhalefet eden, nüfusları az olmakla beraber, altı aşiret.' şeklinde tarif eden İnönü, operasyon sonrası bilançoyu, "265 maktul, 20 yaralı, 27 yakalanmış ve müsademe esnasında 849 kişi teslim olmuştur." diye açıklıyor.

İşte tutanaklara geçen konuşma vechp'lilerin o dönemdeki tavrı:

"Cumhuriyet ordusu ve zabıtası, bu hâdise esnasında yaptığı takiblerde, hurafa olarak zihinlerde yerleşen ne kadar uçurum halinde dere ve ne kadar çıkılmaz dağ varsa, hepsini ankara sokakları gibi baştan başa geçmişlerdir.

(Alkışlar...)

Kanun götüren ordu, jandarma neferlerinin, ayak basmadığı yer, inmediği dere ve çıkmadığı tepe yoktur.

(Bravo sesleri, alkışlar...)

ŞEHİTLERE HÜRMET
Dün akşama kadar, Dersim harekâtının başından itibaren verilen zayiat subay: Bir şehid, dört yaralı; er: 28 şehid, 46 yaralı; bekçi: Bir şehid, bir yaralı. Arkadaşlar; Cumhuriyet kanunlarının hükümlerini yerine getirmek için aziz canlarını severek bu vatan uğrunda feda eden subay ve er vatan evlâtlarını huzurunuzda hürmetle yad ediyorum. Bu vazifeyi ifa etmek için bütün kudretlerini aşkla sarf eden Cumhuriyet ordusunun ve Cumhuriyet jandarmasının kumandanlarına, subay ve erlerine takdir ve şükranlarımızı ifade ettiğim zaman Büyük Millet Meclisi'nin asîl hissiyatını ifade etmiş olduğuna eminim.

(Bravo sesleri, alkışlar...)

HAREKET ESNASINDA 849 KİŞİ TESLİM OLDU
Arkadaşlar; bütün bu harekât esnasında isyana iştirak eden, iğfal edilmiş zavallılarda da vuku bulan zayiatı olduğu gibi size söyleyeceğim. İsyana iştirak edenlerden 265 maktul vardır. 20 yaralı, 27 yakalanmış ve müsademe esnasında 849 kişi teslim olmuştur.

Bilerek, bilmeyerek, muhalefet yoluna sapıp kanunun şiddetli tedibatına maruz kalmış olarak hayatlarını kaybedenler hakkında da Büyük Millet Meclisi'nin teessürlerini ve bunun diğer vatandaşlara ibret olması temennilerini ifade ediyorum.

Cumhuriyet idaresinin kuvvetli olduğu kadar şefkatli ve adaletli olduğunu göstermek itibarıyla Tunceli hadisesi en son ve en mukni, bir misal olmuştur.

(Şiddetli alkışlar, bravo sesleri...)"

Copyright © 2009 www.ayrimvar.com Yayınlanan içeriklerin sorumluluğu yazarlarına aittir